Ludwig Mies van der Rohe

Mimarlık eğitimi boyunca Barcelona Pavyonu’nu eminim ki duymayan veya incelemeyenimiz yoktur. Bilmeyenler için de Mies’i tanımak için bu yazı küçük bir fırsat:) Bugün hep birlikte 20.yy’ın en önemli mimarlarından Mies van der Rohe’nin hayatı ve eserlerine kısaca bir göz atalım istiyorum.

Ludwig Mies van der Rohe ismini duyunca akıllara hemen kendisinin ünlü sözü ”Less is more” ( Az çoktur olarak çevirebiliriz.) gelmektedir. Mies’in mimari anlayışında ve eserlerinde bu ünlü sözünün etkilerini görmek mümkündür. Modern mimariyi çağının ruhunu yansıtacak şekilde kullanmış ve yapılarında sadeliği ön plana çıkarmıştır.

Ludwig Mies van der Rohe

Mies van der Rohe daha küçükken taş ustası olan babasıyla çalıştı ve herhangi bir mimarlık eğitimi almadı. 13 yaşına geldiğinde Berlin’e taşındı ve orada art nouveau mimarı ve mobilya tasarımcısı Bruno Paul için
çalışmaya başladı. 1907’de ilk tasarımını yaptı (Filozof Alois Riehl için Riehl Evi). 1908’de Mimar Peter Behrens ( o dönemin en ünlü mimarlarındandır.) ile çalışmaya başladı ve orada Karl Friedrich Schinkel ve Frank Lloyd Wright ile ilgili araştırmalar yaptı. Aslında işi yerinde öğrenerek ve sürekli yeni bilgilerle, araştırmalarla kendini donanımlı bir mimar haline getirdiğini söyleyebiliriz. Böylelikle mimari yeteneğiyle de ”esnafın oğlu”ndan Berlin‘in kültür elitiyle çalışan bir mimara dönüşmüştür. Bu dönüşümün bir parçası olarak kendisini yeniden adlandırmış ve ismine “van der” eki ile birlikte annesinin soyadı olan “Rohe”u eklemiştir.

Riehl Evi

1920’lerde Berlin avangard (avant-garde) çemberinin içinde aktif rol aldı ve Hans Richter, El Lissitzky, Theo van Doesburg gibi modern sanatı savundu. O dönemde Mies’in de bir bloğunun bulunduğu modern apartmanlar ve evler tasarlandı.

Hyde Park Promontory Apartmanları

1929’da Mies, en ünlü projelerinden birini Uluslararası Barcelona sergisindeki Alman Pavyonu (Barcelona Pavillion) tasarladı. Pavyon o dönemde büyük ses getirdi ve mimarlık literatürüne giren bir yapı oldu. 1938’de yıkıldıktan sonra 1986 yılında yeniden inşa edildi. Modern ve sade tasarımıyla dikkat çeken pavyonda düz çatı çelik ince kolonlarla desteklenir. İç duvarları ise cam ve mermerden yapılmıştır ve bu duvarlar yapıyı desteklemedikleri için hareket edebilirler. Açık plan olarak çözümlenen pavyonun birbirinden bağımsız duvarlarında mermerin pek çok çeşidini görmek mümkündür. Mies’in diğer tasarımlarında da gözlenen “boşluk, hacim, uzay” (space) kavramı bu pavyonda da belirgin olarak görülmektedir.

Barcelona Pavyonu

Less is more (Az çoktur) anlayışına uygun 1944’te o zamana kadar yapılmış en minimalist tasarımını, Farnsworth Evi’ni (Farnsworth House, Chicago) gerçekleştirdi. Ev tamamıyla camdan yapılmış, 8 ayak üzerinde yerden hafif yükseltilmiş, açık planda bölümlere ayrılmış tek bir odadan oluşmaktadır.

Farnsworth Evi

Mies’in özel ilgi alanlarından biri gökdelenlerdi. 1921 yılında katılmış olduğu bir yarışma için tasarladığı Friedrichstrasse gökdelenindeki çelik iskelet ve cam cephe ile ilgi toplayarak daha sonraki yıllarda yapacağı yüksek binaların ilk ipuçlarını da vermiş oldu. 1950’lerde tasarımlarına devam ederken, “cam gökdelen” hayalinin farkına vardı ve bu konuyla ilgili çalışmaya başladı. 1951’de tasarladığı Twin Towers Chicago’da inşa edildi.
Daha sonraları da benzer binaların yapımları devam etti. Bu binalardan Seagram Building (New York) en önemli yapılarından biridir.

Seagram Binası

1962’de Neue Nationalgalerie’nin tasarımını yapması istendiğinde Mies van der Rohe, kariyerinin doruk noktasındaydı. Ancak, tasarımını yaptıktan sonra galerinin açılışını göremeden 17 Ağustos 1969’da yaşamını yitirdi.

Neue Nationalgalerie-Berlin

Yapılarında modernizm ve sadeliği önemseyen Ludwig Mies van der Rohe, yapılarında çelik, cam gibi yenilikçi malzemelerle birlikte taş ve mermer gibi doğal malzemeleri de kullanmıştır. Yapılarında açık plan kurgusu ve iç mekanlarda bağımsız duvarlar göze çarpmaktadır. Minimalizmi ”Tanrı detaylarda gizlidir.” diyerek savunmuş ve yapılarındaki sadeliği işlevsel tasarımlarındaki detaylarla zenginleştirmeyi önemsemiştir. Yapılarında tasarladığı yapı, şehrin yoğunluğu içinde olsa dahi insanın doğa ile ilişkisini kurgulamış ve insanla doğayı bir bütün olarak görmüştür. Amerika’da yaşadığı yıllarda büyük ölçekli projeler gerçekleştiren ünlü mimarın 200’ün üzerinde eseri bulunmaktadır.

Kaynak:

https://en.wikipedia.org/wiki/Ludwig_Mies_van_der_Rohe

https://wannart.com/icerik/19716-azda-coku-gorebilen-mimar-mies-van-der-rohe

mimblog

İpek Tahmaz
Mimar / Architect

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir