Taksim Kentsel Tasarım Yarışması OBRUK

Taksim Meydanı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen mimari tasarım yarışmasında eşdeğer ödülü alan Taksim|OBRUK projesinin konsept ve tasarım stratejileri üzerine okuyacağınız bu yazıda projeyi birlikte anlamaya çalışacağız. Hatırlarsanız diğer eşdeğer ödül alan projelerle birlikte halk oylamasına sunulmuştu OBRUK ; tasarım fikrinin sıradışılığıyla dikkat çeken bir proje olduğunu söyleyebilirim.

Projenin yer aldığı mekan olan İstanbul yıllardır yoğun göçler almış bir kent ve böyle bir kentte ortak bir kentlilik bilinci, hissi ve algısından söz etmek daha da güçleşiyor. İstanbul’un kolektif bir kimliği var, evet, ancak bu aidiyetten ziyade çeşitlilikten oluşmuş bir kimlik. Bu karmaşık ve hatta kaotik sosyo-kültürel örüntü içerisinde dışavurum bireyin ve grupların temel varoluş pratiği haline geliveriyor. Bu dışavurum ve çeşitliliği İstanbul’un pek çok yerinde deneyimlemek mümkün. Mekan dediğimiz kavram da bu dışavurumların, farklı yaşam biçimlerinin sahnelendiği ortam aslında. Böyle düşününce kentsel mekanı da sanatın bir performans alanı olarak görmek mümkün. OBRUK da bu kentsel mekan stratejisiyle yola koyulan bir proje, kentin sanatsal kimliğinin dışavurumu üzerine sorgulamalar yapıyor.

Yeraltı-Sanatsal Üretim

Sanatsal üretim, geniş toplum kesimleri tarafından benimsenmiş popüler kültüre karşın görsel ve sahne sanatlarında dar bir kesimi hedefleyerek günlük yaşamla olan etkileşimini sınırlı tutmuştur. Bu mecralar kozmopolit kent mekanı içerisinde dar bir mekansallık içerisinde etkinliğini sürdürür. Batıda özellikle ”68 hareketi” ile ortaya çıkan alternatif sanat ve kültür çeşitli ve yaygın bir mekansal düzlemde var olmaya başladı. Bununla birlikte ”yeraltı” sanat kültürünü de oluşturdu. Dijital çağın eşliğinde yeraltı kültürü başka bir evreye geçmiş ve artık geniş kitlelerce fark edilebilir, iletişime geçilebilir bir yapı kazanmıştır. Böylelikle yeraltı kendini kamusal mekanda çok daha fazla ifade eder ve içerdiği sanatı her kökenden ve birikimden insanın serbestçe erişebildiği, bir katılımcı pratiğe bırakır.

Yürüyerek Deneyimleme

İstanbul’un kimliğini belirleyen mekansal karakterlerinden biri, kenti çok katmanlı yapısı ile birlikte pek çok kültürel yapının eşlik ettiği sinematik bir deneyim olarak algılayabilmemizdir. Kent gece ve gündüz ziyaret edilebilen dinamik bir sergi mekanı gibidir adeta. Bu bağlamda İstanbul için çok özel bir konuma sahip olabilecek Taksim oldukça özgün bir yürüme deneyimini de kentliye sunmalıdır. Kentin kültürel odağı olarak kurgulanan Taksim’de yer alan yürüyüş eksenleri belirli bir merkeziliğe kavuşturulmalıdır. Projede önerilen kenti yeşillendirme hareketini kenti yürüyerek deneyimleme ile birleştiren tasarım stratejisiyle kentin farklı kültür odakları ve Taksim arasında deneyimsel bir köprü kurulması hedefleniyor. Böylelikle Taksim kenti yürüyerek deneyimlemede bir merkez üssü olarak tanımlanabilecek. Bu işlev mimari dışavurum olarak yeni bir noktada kendini OBRUK adı verilen ”yeraltı” yapısı ile gösterecek. OBRUK, yıllardır betonlaşma süreciyle doğa tahribatının yaşandığı İstanbul’un merkezinde, Taksim’de bu eğilimi tersine çevirme iradesini, doğaya dönme arzusunu simgelemekte.

Obruk

İçerisinde barındırdığı sanat, sergi ve performans mekanlarıyla Taksim’in yeraltındaki ulaşım rotalarını bütünleştirecek, Taksim için omurga bir yapıdır. Yeraltına uzanan katlı yapısı ile İstanbul’un çok katmanlı tarihini İstanbullulara yine yeniden sunacak galeriler ve performans alanları bulundurmaktadır.

Obruk metro, otobüs ve füniküler duraklarının yatay ve meydanla olan dikey bağlantılarını güçlendirecek şekilde tasarlanmıştır. Konumu, meydanda yaratılan yeni plazayı tanımlayacak şekilde meydanın doğu kıyısında Atatürk Kültür Merkezi (AKM) tarafında konumlandırılmıştır. Böylece meydan-Gezi Parkı ilişkisi kesintiye uğratılmamıştır. Aynı zamanda AKM’ye yakınlığı birlikte var olan sanatsal etkinlik programı ile mekansal bir bütünlük içinde işlevlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda Obruk, AKM’nin kurumsal sanat perspektifinin alternatif sanatlarla çeşitlendirilerek var olan sanat programının alanın bütününe yayılması ve  güçlendirmesini  hedeflemektedir. Taksim’in sanat kimliği böylece, ‘yeraltı’ kavramı ve onun özgün mekansal yorumu çerçevesinde çeşitlendirilmektedir. (Arkitera)

Yeraltı ve yerüstü deneyimi sarmal formuyla zarif bir şekilde birleştiren Obruk, Taksim’deki yerleşik mekan deneyimini zenginleştirmekle birlikte mekana yenilikler de kazandırmakta. Akışkan formu ile yeraltında akış halinde olan kitleyi meydanın açık alan yüzeyine davet ederken, yukarıdaki insanları da zemin kotunda yaratılan yarı açık alternatif sanat etkinliklerine doğru yönlendirmektedir. Ayrıca yeraltı ulaşım duraklarındaki yaya hareketini sanat mekanlarıyla desteklemekte ve yeraltında yeni ve alternatif bir güzergah da önermektedir. Obruk projesi ile kentsel mekanda yer bulamayan sanatsal girişimler desteklenebilecek, kamusal mekanda sanat algısı daha da güçlenecektir.

Tasarım Ekibi: Kutlu İnanç Bal, Hakan Evkaya, Barış Ekmekçi, Münire Sağat, Olgu Çalışkan.

Kaynakça:

https://www.vbenzeri.com/mimari/taksim-meydani-icin-halkoylamasi-asamasina-gelindi

http://mimdap.org/2020/11/toplumsal-katilim-ve-ibbnin-taksim-kentsel-tasarim-yarismasi/

mimblog

İpek Tahmaz
Mimar / Architect

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir